Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) Nedir?

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) Nedir?
Kaygı, üzüntü, öfke, suçluluk ya da yetersizlik hissi gibi zorlayıcı duygulardan kurtulmaya çalışmak oldukça anlaşılırdır. Ancak bazen bu duyguları ortadan kaldırmak için gösterdiğimiz çaba, hayatımızın giderek daha büyük bir bölümünü kaplamaya başlayabilir.
Bir düşünceyi düşünmemeye çalışmak, kaygı yaratabilecek ortamlardan kaçınmak, sürekli kendimizi rahatlatmaya çalışmak ya da ancak “iyi hissettiğimizde” harekete geçmek buna örnek olabilir.
Kabul ve Kararlılık Terapisi (Acceptance and Commitment Therapy – ACT), tam da bu noktaya odaklanan çağdaş psikoterapi yaklaşımlarından biridir.
ACT'nin temel amacı nedir?
ACT'nin temel amacı kişinin hayatındaki bütün zorlayıcı düşünce ve duyguları ortadan kaldırmak değildir.
Çünkü psikolojik olarak sağlıklı bir yaşam, sürekli mutlu veya kaygısız olmak anlamına gelmez. Hayatın içerisinde kayıp, belirsizlik, hayal kırıklığı, korku ve üzüntü de vardır.
ACT'de asıl soru şudur:
“Bütün bunlar yaşanırken benim için önemli olan hayata doğru hareket edebiliyor muyum?”
Örneğin bir kişinin sosyal ortamlarda yoğun kaygı yaşadığını düşünelim. Kaygıyı tamamen ortadan kaldırmayı beklemek, kişinin uzun süre sosyal ortamlardan uzak durmasına neden olabilir.
ACT açısından alternatif soru şudur:
“Kaygı burada olsa bile, benim için önemli olan insanlarla ilişki kurmaya yönelik küçük bir adım atabilir miyim?”
Kabul etmek, pes etmek anlamına mı gelir?
ACT'deki “kabul” kavramı zaman zaman yanlış anlaşılabilir.
Kabul etmek;
“Böyle gelmiş böyle gider.”
“Hiçbir şeyi değiştirmemeliyim.”
“Yaşadığım her şeye katlanmalıyım.”
demek değildir.
Burada kabulden kastedilen, kontrol edemediğimiz içsel deneyimlerle sürekli mücadele etmek yerine onların varlığına alan açabilmektir.
Örneğin önemli bir görüşme öncesinde kaygılanıyorsanız, hedefiniz mutlaka kaygınızı sıfıra indirmek olmak zorunda değildir. Kaygının orada olduğunu fark edip yine de sizin için önemli olan davranışı gerçekleştirmek mümkün olabilir.
Düşünceler her zaman gerçek midir?
İnsan zihni sürekli yorum yapar, tahminlerde bulunur ve olası tehlikeleri hesaplar.
“Başarısız olacağım.”
“Beni ciddiye almayacaklar.”
“Böyle hissediyorsam bir sorun olmalı.”
“Bunu kaldıramam.”
Bu düşünceler bazen o kadar güçlü hale gelir ki onları bir düşünce olarak değil, doğrudan gerçekliğin kendisi olarak yaşamaya başlayabiliriz.
ACT'de kişinin düşüncelerini ortadan kaldırmasından çok, düşünceleriyle kurduğu ilişki üzerinde çalışılır.
“Başarısız olacağım” düşüncesinin zihinden hiç geçmemesiyle,
“Şu anda zihnim bana başarısız olacağımı söylüyor.”
diyebilmek arasında önemli bir fark vardır.
Düşünce hâlâ oradadır; ancak davranışlarımızı belirleyen mutlak bir emir olmaktan çıkabilir.
Değerler neden önemlidir?
ACT'nin önemli parçalarından biri de değerlerdir.
Değerler, ulaşılması gereken hedeflerden biraz farklıdır.
Örneğin;
“Evlenmek” bir hedef olabilir.
Ancak ilişkilerde şefkatli, dürüst ve ilgili biri olmak bir değer olabilir.
“İyi bir işe girmek” hedef olabilir.
Ancak üreten, öğrenen veya sorumluluk alan biri olmak değer olabilir.
Hedeflere ulaşıldığında bir bitiş noktası vardır. Değerler ise hayat boyunca yönümüzü belirleyebilir.
Bu nedenle terapide yalnızca “Neyi istemiyorum?” sorusuyla değil,
“Nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?”
“Nasıl biri olmak istiyorum?”
“Benim için gerçekten önemli olan ne?”
sorularıyla da çalışılır.
Psikolojik esneklik
ACT'nin merkezindeki kavramlardan biri psikolojik esnekliktir.
Psikolojik esneklik; kişinin yaşadığı düşünce ve duyguların farkında olurken, içinde bulunduğu koşullara uygun davranabilmesi ve değer verdiği yönlerde hareket edebilmesi olarak düşünülebilir.
Bazen bu geri çekilmek anlamına gelebilir.
Bazen sınır koymak.
Bazen zor bir konuşmayı yapmak.
Bazen de kaygıya rağmen bir adım atmak.
Amaç her durumda aynı davranışı göstermek değil; kişinin yaşamını yalnızca korkularının, kaçınmalarının veya zihninden geçen otomatik düşüncelerin belirlememesidir.
ACT hangi konularda kullanılabilir?
Kabul ve Kararlılık Terapisi psikoterapi içerisinde farklı psikolojik güçlüklerin ele alınmasında kullanılabilen bir yaklaşımdır.
Ancak terapi süreci yalnızca kişinin yaşadığı sorunun adına göre şekillenmez. Aynı belirtileri yaşayan iki kişinin bunlarla ilişkisi, yaşam koşulları ve ihtiyaçları birbirinden oldukça farklı olabilir.
Bu nedenle psikoterapi, kişinin yaşadığı güçlüklerin kendi yaşam bağlamı içerisinde değerlendirilmesini gerektirir.
Sonuç olarak
İnsan zihni çoğu zaman bize önce iyi hissetmemiz, sonra yaşamaya başlamamız gerektiğini söyler:
“Kaygım geçince yapacağım.”
“Kendime güvenince başlayacağım.”
“Bunu kafamda çözdüğümde adım atacağım.”
ACT ise farklı bir olasılığı araştırır:
Belki de hayatın başlaması için bütün zorlayıcı duyguların ortadan kalkmasını beklemek gerekmiyordur.
Zorlayıcı düşünceler ve duygular var olmaya devam ederken de bizim için önemli olan yönde hareket etmeyi öğrenebiliriz.
Yorumlar